Alışkanlıklar bize mantıklı gelse de çoğu dürtülerimizden kaynaklanıyor. Kontrolümüz dahilinde isteyerek yarattığımıza inanmış olsak bile farkında olmadan yaptığımız en ufak hareket veya davranışlar beynimizin alışkanlıklardan sorumlu bölgelerine zamanla katlana katlana kazınıyor. Böylelikle aslında alışkanlıklar çoğu zaman bilinçdışı kazanılıyor.
1990‘ların başlarında MIT araştırmacıları, bazal gangliyonlarının alışkanlıkların geliştirilmesinde önemli bir rolünün olduğunu düşündüler. Yapılan bir deneyde T şeklinde bir labirent oluşturup, labirentin bir köşesine çikolata yerleştirdiler. Fareyi labirentin başına koyup önüne bir bariyer oluşturdular ve çıt sesi duyulduğunda kapı açılıp farenin çikolatayı bulmasını izleyerek, beyninde bulunan çip sayesinde beyin aktivitelerini kaydettiler. https://tr.wikipedia.org/wiki/Bazal_ganglion
Bunu defalarca tekrarladılar. Fare çikolatayı arar, zaman zaman bulur ve bazen bulamaz. Bir süre sonra davranışları otomatikleşti ve bariyer açılınca direkt çikolataya gidiyordu. Tüm bunları yaparken bazal gangliyonları hep aktifti. Başlangıçta beyin harıl harıl çalışıyorken davranış bir alışkanlığa dönüştüğünde grafikte değişimler gerçekleşti. Fare çıt sesini duyduğunda beynindeki aktivite başta olduğu gibi yüksekti. Çünkü kapı açılacak ve herhangi bir değişiklik olması ihimaline karşı hazırlıklı olmak gerek, bu yüzden beyin her ne kadar bu bir alışkanlıkta olsa işaret geldiğinde tetiktedir. Bariyer açıldığında ve fare harekete geçtiğinde beyin aktiviteleri düşer ve oto pilota geçer. Fare son aşamada çikolatayı bulduğunda beyin aktivitesi yine herhangi bir ihtimale karşı tekrar yükselir. Bu deney ile anlaşılıyorki alışkanlık için üç adım söz konusu: İŞARET, RUTİN, ÖDÜL. Bu adımları gerçekleştirdikçe bir döngü oluşur ve zamanla otomatikleşir. İşaret ve ödül iç içe geçerek sonunda güçlü bir beklenti ve arzu doğurur. Bu beklenti veya arzu bir şekilde rutinlerimizi belirler. Özetle temelde bir işaret bizi uyarır, bu işaret bizde otomatikleşmiş davranışı gerçekleştirir ve sonunda beyin ödülünü alır. Bu ödül haz hormanları olabilir veya daha genel olarak mutluluk ve memnuniyet sağlayabilir.
Başka bir mesele de şöyle. Deney yapılırken bir süre sonra çikolatanın yeri değiştirildi ve fare tekrar gözlemlendi. Fare bir süre sonra bunu da otomatikleştirdi ama çikolata tekrardan eski yerine konduğunda birkaç turdan sonra tekrar eski davranışlarını yapmaya başladı ve çikolatayı buldu. Çok basit bir örnek ama nörologlarda hem fikirki alışkanlıklar tamamen yok olmaz. Bastırılabilir veya arka plana atılabilir. Bir alışkanlıktan kurtulsak bile uygun şartlar sağlantığında tekrar gün yüzüne çıkabilir. Bunun etkisini en aza indirmenin yolu inançtan geçiyor.
Peki bu beklenti veya arzu zamanla neye dönüşüyor?
1980’lerde nörolog Wolfram Schultz’un da bulunduğu bir ekip, maymunların beyinlerinde bu durumu araştırmak için bir deney tasarladı. Bu grubun amacı yeni edimlerden beynin hangi bölümlerinin sorumlu olduğunu anlamaktı ve bu aslında yukarıdaki soruyuda açıklıyor.
Deney aslında basit. Beyninde çip olan bir maymun bilgisayar karşınına yerleştiriliyor ve ekranda belirli şekiller çıkınca maymun yanındaki kola dokunuyor ve ağzına böğürtlen suyu damlıyor. Maymun bunu deneyimledikçe beyninde aşağıdaki gibi bir tepki grafiği çıkıyor:
Yani maymun her böğürtlen suyu aldığında beynin ödül mekanizması aktifleşiyor. Bu bir işaret, rutin ve ödül örneği. Ama bu döngü sık sık tekrarlandıkça grafikte değişimler gerçekleşti.
Maymun daha şekli görür görmez beynindeki ödül mekanizması ateşlendi ve böğürtlen suyunu almak için bir beklenti oluştu. Ilk grafikte bilgisayar başındaki maymunların dikkatini kolay bir şekilde dağıtabiliyorken, ikinci grafikte bu zordu çünkü maymun arzuladığı şey için çok daha fazla odak halindeydi. Ve aslında ikinci grafiğin oluşmasını sağlayan şey de rutindi. Bunu sonucunda şöyle bir söz söylenebilir: Alışkanlıklar nörolojik arzular yaratıyor veya alışkanlıkları arzular doğurur. Başka bir ifade ile rutin, bir alışkanlığın arzuya dönüşmesini sağlıyor.
Bu süreç iyi alışkanlıklarımızın da kötü alışkanlıklarımızında temeli.
KAYNAKÇA:
Charles duhigg, Alışkanlıkların Gücü, boyner yayınları, İstanbul, 2012
Zaman ve emek harcayarak yazıyı bizlere ulaştıran yazarımız ve sevgili yönetim üyemiz Muhammed DOĞAN'a teşekkürü borç biliriz.
İNÜGÜN TOPLULUĞU BAŞKANI - Enes Koray SEFEROĞLU
İNÜGEN TOPLULUĞU BAŞKAN YARDIMCISI - Kamile KARATAŞ